Peru! Gittim, geldim.. Aslında gittik, geldik! Çook değişik ama çok keyifli bir tatil oldu. (sonunda da yazma fırsatım buldum)
İnanılmaz aksiliklerle başladı. Bir arkadaşım Lima uçağına alınmadı, diğeri parasını çaldırıp geldi, benim de ilk günden bavulum patladı. Nays!
Tatil Cusco’dan başladı diyebilirim. İlk varış noktamız Lima idi ama 1 gece kalmamız ve ilk gecenin sıkıntıdan başka bir şey ifade etmemesinden dolayı bu geceyi atlıyorum. Lima’yı anlatma zamanı gelecek zaten.
Okuduklarımızdan dolayı korkarak geldik Cusco’ya; “rakım farkı çok etkiler, aman yorucu aktivitelerde bulunmayın, sigara/alkol kullanmayın, bol bol coca tea ve su için vs”. Biz Cusco’da Corihuasi Hostel’de kaldık, kesinlikle tavsiye ederim. Şehir merkezine oldukça yakın, güzel kahvaltı, temiz oda ve yardımcı personeli var. Otel sizi yükseklik farkından dolayı hissedebileceğiniz olası rahatsızlıkları gidermek için coca çay ile karşılıyor. Coca çay kokain yapımında kullanılan coca bitkisinin yapraklarından yapılıyor, asıl amacı vücudu gevşetmek, rahatlık hissi vermek. İşe yaradı mı çok emin değilim, fazla içenlerde hayal kurmalar falan başlıyormuş ama biz bitki çayı gibi içtik J
Cusco çok küçük ama sevimli bir şehir. Özellikle turistler Macchu Picchu ve Kutsal Vadi’den dolayı buraya akın etmiş durumda. Turistlerin ilgisini çekmek ve fotoğraf başı para kazanabilmek için pek çok elinde laması ve tipik Peru kıyafetleri ile insan görmek mümkün ama gerçekten bu kafada olup bu şekilde yaşayan insanlar da var. Bence yani gördüğüm kadarıyla güvenli bir yer, tabi çanta, cüzdan her zaman kontrollü bir yerde olmalı ki bizim açımızdan alışık olduğumuz bir durum bu.
Machu Picchuuuuuu!!!!!
Tek kelime, büyüleyici! İsterseniz Inca Trail (yürüyerek) ile ya da tren ile varabilirsiniz. Cusco merkezinden gitmek yaklaşık 3-3,5 saatinizi alıyor. PeruRail tren biletleri ve Machu Picchu’ya günlük giriş yapmasına izin verilen kişi sayısı belli olduğu için önceden biletleri ayarlamak önemli. Biz tabii ki de bu kısımda da sıkıntı yaşadık ki önceden bilmemize rağmen. Bizim aksiliğimiz uçağı kaçıran arkadaşımın işlemlerini halledemememizden dolayı kaynaklandı ama sonunda gittik, gördük. Machu Picchu? Anlatılmaz, yaşanması lazım, hehe..
Bu arada Peru’ya toplamda 10 gün ayırdığımız için bizim programımız çok dolu ve yorucuydu.
Machu Picchu sonrası Cusco’ya gece 9’da vardık ve direk “nezih” otobüs terminaline giderek 10’daki Puno otobüsüne yetiştik. Otobüs şoförleri gerçekten çılgın. Yorgun olmamıza ve deli gibi uyumamıza rağmen bir ara gerçekten sürücünün yanına gidip, kendisini sorgulayacaktım.
Unutmadan en büyük sıkıntılardan biri İngilizcenin Perulular için etkisiz eleman olması. Muhakkak birinin İspanyolcaya hakim olması şart ama bu o kişi için bu tam bir işkenceye dönüşüyor J
Neyse saat sabah 4.30 gibi Puno otobüs terminaline vardık. Normalde 6’ya kadar otobüste uyumamıza izin vereceklerini söylemişlerdi ama vermediler ve otogar rahatlığı bu an itibari ile bizde başladı. İşin tek güzel tarafı o saatte otogarda çoğunlukla sizin gibi yarınki programına başlamayı planlayan dünyanın her yerinden turistlerin olması. Kabus yanları; soğuk, pis tuvaletler, yanınızda az da olsa başı düşerek uyuyan Perulu gençler, dayanılmaz koku. Sıkıntı; kıyafet değiştirme! Bunun için önce tüm valizi açmak, giyinmek için yer seçmek falan lazım tabi ama imkanlar kısıtlı J o nedenle rahat olmak lazım- bizim gibi. Bavulu herkesin yanında açmak, giyinmek, saça başa çeki düzen vermek, kahvaltı yapmak gibi temel ihtiyaçlar için etrafınıza şöyle bir bakıp; amaaaan deyip koy vermek lazım, çünkü sonrası gerçekten huzur J
Peki Puno’da ne yapılır? Lake Titicaca’ya gidilir… Önceden ayarladığımız tur ile teknelere bindik ve maceraya başladık. İlk durak yüzen adalar…
Resimdeki renkli etekler geleneksel hatun kıyafeti, asıl anlamı bu kadınların bekar olması. Evlendiklerinde etek rengi siyah oluyor. Yüzen adaların hikayesi İspanyolların bu bölgeye gelmesi ve halkın İspanyollardan kaçmak için bir takım yollar yaratması ile başlıyor. İstiladan kaçmaları başta bambulardan inşa ettikleri ve göle sabitlemeye çalıştıkları adalar ile gerçekleşiyor. Daha sonra tabi bu turistik bir hal alıyor ama işin ilginci hayat şartları ne kadar kısıtlı ve sınırlı imkanlar ile olsa da insanlar bu şekilde yaşamaya devam ediyorlar ve mutlular. Buraya kadar biz de çook mutluyuz… Hava güzel, enteresan hayat tarzları öğreniyoruz falan filan.
Turun diğer kısmı Amantani adasına gitmek ve burada yerel bir aile yanında kalmak. Amantani’ye gitmek tekne ile yaklaşık 3 saat. Uykusuz bünyeler ve sırt üstü yatma hasreti ile o teknenin üst kısmı aradığınız huzur gibi geliyor ta kiii adaya varana kadar! Adada yanında kalacağınız aileler karşılıyor sizi, bilinmeyen bir eve bilinmeyen bir kişi eşliğinde gidiyorsunuz. Yine bana hüsran, bana yine hasret var! J
Sıkıntı şimdi başlıyor işteeee… Ev;
Mutfak ya da tuvaleti bu resimden sonra tahmin etmek zor değil. Ama biraz daha şekillendirmem gerekirse su yok, elektrik yok! Daha bitmediiiii! Üstüne 2 saat en azından mis gibi uyudum cümlesinin korkunç pişmanlığı var; mor ve gülerken bile acıyan bir surat. Her şey harika… Tatil gibisi yok! J
Adalıların ilginç hayat hikayeleri dışında adada yapılacak aktivite yok. Aslında bir tane var, o da akşam düzenlenen parti, vu huuuuuu… Ama tatilin başından beri süre gelen şansımıza paralel olarak yağan yağmur, çakan şimşekler ve ev babasının “biz yatıyoruz, kimse partiye gitmeyecek” demesi saatin de 20.30’u göstermesiyle birbirini tamamlayarak gerçekten insana deliksiz bir uyku yaşatıyor ki bizim durumumuzda o da olaysız yaşanmadı. (!) Atlanmaması gerekenlerden bir tanesi de gözlerinizi kapamadan yenmesi mümkün olmayan sadece suya daldırılıp çıkarılarak temizlenen tabaklarla servis edilen ve nerede pişirildiğini bile görmediğiniz Peru yemeklerini yemek. Hımmm leziz!
Ertesi gün Amantani eğlencesini kaçırmanın verdiği derin hüzün ve adadan ayrılmanın verdiği inanılmaz sevinç ile karışık kafalarda ayrıldık Amantani’den. Sonraki durak Taquile adası! En azından nispeten daha güzel bi öğle yemeği… Peru böyle işte, ufak şeyler gününüze “en azından” dedirtiyor. J
Taquile’dan sonra o gün Puno’ya tekrar varınca ve medeniyete, güzel bir banyoya, yemeğe, bara kavuşunca kısaca tatilin ne olduğunu anlayınca imkanları sonuna kadar kullanmakla geçti. Sonucu rahat yataklarda sadece 2 saatlik uyku ve sabah yeni bir otobüs yolculuğuna uyanış, varış yeri Arequipa.
Arequipa Peru’nun 2. büyük şehri, sempatik ve tabi gene çok turistik. Zaten 10 gün boyunca gördüğünüz insanlar bir şekilde farklı şehirlerde, otogarlarda ya da otellerde karşınıza çıkıyor. Bu kısmı keyifliydi bence.
Neyse Arequipa dev büyük bir şehir değil ama kesinlikle bir gece kalınıp keyfini çıkarabilirsiniz. Biz yaklaşık 6 saat geçirdik, yatma vaktimiz gelince soluğu tabii ki otobüste aldık. Gene tüm yol deliksiz uyku… Uyanış yeri Nazca; hedef Nazca çizgilerini uçak turu ile görmek. http://www.december2012endofworld.com/nazca-lines
Sıkıntı; uçağın korkunç sarsması ve Puno ‘da keyifli bir uyku çekmenin intikamını soyulmaya başlamakla yaşamak J Nazca kalınacak bir yer değil, o nedenle direk kaçılmalı. Biz de öyle yaptık ve Lima’ya doğru yola koyulduk.
Bu sefer içimiz rahat, çünkü Lima’nın en iyi bölgesinde bir butik otelde kalacağız. Hiç bir şey bu kadar basit olmamalı ve olmadı… Önce kaldığımız oteli bulana kadar zorlandık, sonra otel kapısında “15 dakika sonra geleceğim” notu ile karşılaştık. Ama en bombası otel sahibinin bizi ayakta duramayacak kadar sarhoş bir şekilde karşılamasıydı. Müthiş!
Lima büyük bir şehrin sunabileceği her şeye sahip. Okyanus, alışveriş yapılabilecek sokaklar, gezilecek gidilecek restoranlar ve barlar, turistik aktiviteler gibi gibi. Güzel mi? Evet. Büyüleyici mi? Peru’da gezilen yerlerden daha az.
Sonunda ne oldu? Tatil bitti ve heh işte İstanbul’a döndüm. Güzel olan böyle bir tatili yapabilmekti gerçekten. Tüm olanları düşününce sıkıntı hakim ama bu yazıya dökülenler. Çook eğlendik tabi, çook hikaye anlatılacak ve çook güleceğiz biz.
Gidilsin, görülsün, test edilsin. Yapılması gereken ilk şey size eşlik ederken uyanamayıp terslediğiniz de size gülebilecek, terminallerde giysilerden size perde yapacak, İspanyolcasını sömürebileceğiniz, o en kötü anlarda birbirinize bakıp “challange accepted” diyebileceğiniz, kesinlikle para ve yapılan programı şikayet etmeyecek birini / birilerini bulmak yani kısacası değer verdiğiniz ve karşılığından keyif aldığınız kişileri bulmak yoksa zaten tatil her zaman her yerde güzel. Peru kafası ayrı güzel!
g.
Ha bir de;
Nossa, nossa
Assim você me mata
Ai se eu te pego
Ai ai se eu te pego
Delícia, delícia
Assim você me mata
Ai se eu te pego
Ai ai se eu te pego
Sábado na balada
A galera começou a dançar
E passou a menina mais linda
Tomei coragem e comecei a falar
J J J