17 Aralık 2011 Cumartesi


Acaba bole olmak zorunda mı ?
Yani illa bu beklentiler olmali ve bunların gerçeklesmemesi sonrasında hayal kırıklıgı mı yasanmalı….

Ve neden yasanılan bu kırıklıklar da insanın kendisine ve karsısındakine hic tahammulu yoktur...egoların olmadıgı bir dunya isterken, benim yasadıklarımı sen yapay bir icgudu ile uste cıkma sayarken, benim hisettigim duyguyu hor gorurken, kendi duygunu haklı bulurken soylesene hangimizin egosu sence soz konusu olan?

Belki hicbisey degismiyor tüm bunlar olurken, sadece yerlere sacılıyor kırılan birkac duygunun parcaları ve biz ustunden gecerken ayak tabanlarımıza kıymıklar batıyor...belki anlamıyoruz bile….

Ama neden iste bu beklentiler ile baslıyoruz herseye ve hayal kırıklıgına ugramaya korkarak kırlıyoruz ve kırıyoruz…MR INTENTIONAL,MR EMOTIONAL….
Yıllarca sandıklarda biriktirdigimiz neler bu kadar urkek yaptı bizi, neden yasamaya korkar, kırılmaya/kırmaya gonullu oluruz ve neden illaki karsımızdakini baskalastırırız…

Ben bunu anlamıyorum…

Ama yine de devam ediyorum, hollywood styla hayaller kurup mr charming ile ata binmeye...

S questioning from Amsterdam...

16 Aralık 2011 Cuma


Peru kafası..

Bana iyi geldi yazmak.. . o zaman yazalım..

Next destination: peru! 2 kankişle beraber. Hiç bilinmeyen bi yere, hiç bilinmeyen insanlarla. Tabiî ki de biliniyolar ama tatil kafasında değil. Ya da ilk defa üçümüz tatil kafasında. Çok uğraştık bi yer bulmak için. Tarih uymadı, gidilecek yer uymadı. Ama sonunda uydu işte. Ocak! Peru!

Hiç sevmem tatil öncesi okumayı, tatil sırası harita bakmayı. Ama kalıo mu bi şekilde iş başa, kalıo :)  önceden belirttiğim gibi sevmezdim, sevmeye başladım. Keyif verdi biramı içerken gideceğim yeri planlamak, otel ayarlamak. Belki biram olduğu için, hehe.. en önemlisi iple çekiyorum artık.

Dün evde yerde parkenin üstünde gözümden yaş gelinceye kadar gülen, yatmak için tüm hazırlıklarımı yapmış (bulaşık makinesindekileri yerleştirmiş, konulması gerekenleri yerine koymuş, vs ) iken güldük biz üçümüz. Çok eğlendik, biz eğlendik ama. Sabah uykusuz kalksak da, her birimiz başka yerlerde bilgisayar başında iş yapmaya çalışsak da eğlendik. Kalktığımda konuştuklarımız geldi aklıma. İzmire gitsek mi yarın? Aramızda akıllı bi insan vardı en azından, saçmalamayın dedi. Ya da yeteri kadar saçmaladık dün gece dedi.

Sonra biz bugün güldük yaptıklarımıza, konuştuklarımıza, paylaştıklarımıza.

Bazen hayat o kadar güzel bi şekilde o kadar güzel planlıyo ki her şeyi, bana sadece şaşmak ve keyif almak kalıo.

Ben gidiyorum Peru’ya bu can iki insanla. Deeevvv yazılar gelecek..

Belirtmezsem olmaz! Tatil s’siz anlamsızdır. Ama biz sadece başka şekilde ve mümkün olabildiğince keyif almaya çalışıyoruz hayattan. Uydurmaya çalışıyoruz, geziyoruz, kadeh kaldırıyoruz, dalga sesinde paylaşıyoruz bazı şeyleri. Bazen aptal bilgisayar ekranında ama biz biliyoruz, biz varız…

g!
Anane oldum. Bildiğin oldum ama. Niye oldum bilmiorum. Kendimi hayatın baharında, gecelerin soğunda, dans pistlerinin ortasında, tabiki bira bardağının son damlasında hissetsem de yok ben anane oldum. Tüm arkadaşlarım bunu dio. Ve ben de farketmeye başladım gariplikleri. Evimde biri bişi içerken o bardağını sehpanın üstüne koymadan ben uçarak, atlayarak bardak altlığı yetiştirmeye çalışıorum. Her değer verdiğime ısrarla ve inatla (kanser riskini azalttığını sölemişlerdi) limon suyu içirmeye çalışıorum. Hayır bi de ısrar ediorum, içmezsen beni sevmiosundur gibi apır sapır laflar edip ortamı geriorum. Arkadaşlarım kaç lokma yemek yedi, yemeği beğendiler mi, yemekten önce ne yapmalılar, e bulaşıklar hemen kaldırılmalı vs gibi hiiiç ben olmayan şeyler yapıorum. Herkes endişeli ve merak içerisinde. Ama bunları yazarken bile sürekli böyle saçma şeyler düşünüyorum. Ha bi de inanılmaz düzenli bi eve sahibim. Yılbaşı ağacım var, çerçevelerime yeni fotoğraflar yaptırdım (ki en son lise sonda güncellemiştim onları, siz hesap edin J) , kapı girişinde ayakkabıları silmek için paspas var. Alakasız ama çok tatlı da bi komşum var, dün biz yemek yerken geldi. Her geldiğinde istisnasız sormadan evin içerisine girip konuşmaya başlıo. Şimdi evinin bi odasını kiraya vermek istiomuş, onun için birini arıo ve bana sormak istemiş. 500 TL istiomuş ama. Burdan duyurıyım da bu paraya yalan olur o işler. Bak ananeler gibi çok konuşmaya, demek istediğim yerden sapıp, sadece anlatmaya da başladım. Ev fln derken komşudan çıktım. Haha kendi halim keyif verdi bana. (bu huyum hep vardı yalnız, taksici abiler çok iyi bilir beni- yeri gelecek J) neyse kısaca ve öz; g the grandmother reported on a Friday morning from office. (ofis ne ya! :/)
p.s. allah hepimize mutlu, tatlı anane olacağımız günleri nasip etsin. Amin.
(nolur biri beni durdursun)

11 Aralık 2011 Pazar

Hi from g!


http://www.fontme.net/letters/ga.jpg

g’den selam.  Buna nasıl dahil oldum hiç bilmiorum. Çünkü bişilerle uğraşmayı hiç sevmem. Herşey hazırlansın, önüme konsun ve tadını çıkarıyım isterim. Hep ama. Sinir bozucu evet. Ama sanki biraz değiştim. Neden olmasın, deneyelim dedim. Facebook sayfası ile başladı önce. Keyif aldım, kendi aramızda olduğunu bilerek rahat davrandım. Farketmeden kendi sayfamızın en büyük takipçisi oldum. Amacım sadece keyif almak, bizi/beni somutlaştırmak.
Kısaca g kimdir, nedir, ne yer, nereye gider, ne yapmaktan keyif alır? Soruların cevabı daha çok yazılarda, resimlerde belli olucak. Çok genel sölemem gerekirse g basit bir insan. Vazgeçilmezim biradır J bunu hemen söyleyip, üzerimdeki yükü atmak istedim. aslında çoğu kişi gibi ev ve iş arasında gidip gelsem de her güne keyif alıcak bişi eklemem lazım. Bu çoğu zaman bira olur, hehe. Kankiş kafasında olmak, sevdiklerimle bize özel anları bizim dilimizde konuşmak candır benim için. Yani hayatım paylaştığım kişilerle ve paylaşılan anılarla nefes alır. Gerisi de önemli değil. Işte gerçekten bole bi kafadayım.
Istanbuldayım ama istanbullu değilim. Hollanda ve norveçe farklı sebeplerden dolayı özel ilgim, sevgim var. turuncudan ciddi anlamda nefret ederim ama hollanda bana turuncuyu sevdirdi. Aslında hala sevmiorum ama hollanda turuncusunu seviorum. Ha bi de nerde bi hollandalı varsa orda güzel bi insan vardır! Norveç trolleri sevdirdi, vikinglere hayran bıraktı, beni salmonella yaptı.
Gezmek ve biriktirdiğim parayı tatile harcamak şu anki en büyük önceliğim. Daha gidilecek çok yer var ama nyc beni başka bi büyüledi be abi! Bunlar hakkında elbet benim de söyleyeceklerim var! Hepsi sırayla..
Film en büyük keyiftir hayatta bence. Bilmiorum bence herkes ister ama ben de bi kere de olsa hayatımı film gibi izlemek isterdim. Ilk defa filmdeki karakterlerle aramda ortak nokta bulmamaya çalışarak. O zaman da eleştirir miyim, sinir ya da hayran olur muyum karakterlere? Saçım rüzgarda dalgalandığında, kafamı yavaş hareketlerle yana çevirdiğimde, akşam bar taburesinde biramı içerken görsem ne hissederim? Güzel olur bence.
Müzik hala kafamda oturmadı. Eskiye takıntım, konserlerde aldığım zevk, bazen kudurmak, saatlerce videoları izlemek suratıma hep bi gülümseme koydu ama hiçbiri hakkında saatlerce konuşamam. Hoşuma gideni dinlerim. Bi de kalabalıkta (metroda, otobüste) müzik dinlerken kendini kaptıran insanlara bayılırım. Ama ergen gençlerin çalan rock şarkılarında sanal bateri ya da gitar çalmalarından bahsetmiorum yanlış anlaşılmasın.
Ailem, arkadaşlarım apayrıdır. Çok güzel insanlar var hayatımda, şanslıyım. Ve bunu söyleyebildiğim için şanslıyım aslında. S ve c bunlardan iki tanesi.
Şimdilik bu kadar sanki.
Ha bi de en büyük galatasaray!
G reported from istanbul.

18 Ekim 2011 Salı

S. Styla saying hello...to start sharing Living & Loving Bi2Styla!....


Sorry but this will start in Turkish, in our own mother language…Why?Cause it is much more easy to express my feelings at the moment …How will it follow? Don’t know but sure we will try our best to share our STYLA with everyone through this blog and facebook ( Biz Styla)…

Kuyuya taşı atan deli bendenizim, cıkarmaya calısanlar ise Bi2 olucağız…Yani delilik de değil; sonuçta hepimizin facebooku var, nerdeyse hepimizin blogu da var!...ewet,  Bi2 özellikle, sosyal medyanın kölesiyiz :) Bi2 köleler olarak bireysel ve aslında birlikte paylaştığımız herşeyi tek,aslında yukarıda belirttiğim bu 2 çatı altında toplayalım dedik…Ne yeriz,ne içeriz,ne giyeriz,ne seyrederiz,neleri beğenir, neleri takip ederiz,nerelere gideriz, neler üretiriz (this is still under construction but working on it and hope to come with good things)…Kısacası Bi2 bi2im styla nasıl sever ve yaşarız paylaşıcaz işte buralardan…

We live & love Bi2im Styla…

Hani paylaşmak isteyene, merak edene…

Aslında paylaştıkça artar tabi tat ama bunlar olmasa da en büyük hediyemiz kendimize, Bi2im kişisel tarihimizin güncesi olacak bu (başarabilirsek)…Kişisel tatmin yaşayacaz nasip kısmet olursa…
Haaaa Bi2 kimiz? Bi2ler kesişen kümeleriz şu fani hayatımızda…Farklı ve aynı şehirlerde yaşıyoruz, farklı ve aynı stylalarımız var…Bi2 bu çeşniyi seviyor ve süper keyif alıyoruz….kan bağımız da var arkadaşlık bağımız da…

Tüm bu paylaşımı nasıl ve ne kadar yansıtabiliriz bilmiyorum ama başlıyoruz…Eğer yol alırsak,sizler bu satırları okuyor olacaksınız :)
Merhaba o zaman!! Please share Bi2Styla of living & loving…Because we do so and will enjoy a lot if we ever have the chance to share it with you 2….