17 Aralık 2011 Cumartesi


Acaba bole olmak zorunda mı ?
Yani illa bu beklentiler olmali ve bunların gerçeklesmemesi sonrasında hayal kırıklıgı mı yasanmalı….

Ve neden yasanılan bu kırıklıklar da insanın kendisine ve karsısındakine hic tahammulu yoktur...egoların olmadıgı bir dunya isterken, benim yasadıklarımı sen yapay bir icgudu ile uste cıkma sayarken, benim hisettigim duyguyu hor gorurken, kendi duygunu haklı bulurken soylesene hangimizin egosu sence soz konusu olan?

Belki hicbisey degismiyor tüm bunlar olurken, sadece yerlere sacılıyor kırılan birkac duygunun parcaları ve biz ustunden gecerken ayak tabanlarımıza kıymıklar batıyor...belki anlamıyoruz bile….

Ama neden iste bu beklentiler ile baslıyoruz herseye ve hayal kırıklıgına ugramaya korkarak kırlıyoruz ve kırıyoruz…MR INTENTIONAL,MR EMOTIONAL….
Yıllarca sandıklarda biriktirdigimiz neler bu kadar urkek yaptı bizi, neden yasamaya korkar, kırılmaya/kırmaya gonullu oluruz ve neden illaki karsımızdakini baskalastırırız…

Ben bunu anlamıyorum…

Ama yine de devam ediyorum, hollywood styla hayaller kurup mr charming ile ata binmeye...

S questioning from Amsterdam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder